Yelkenli Tekne ile Kalkan Rotası

Yelkenli Tekne ile Kalkan Rotası

 

Kendi ismini taşıyan büyük koyun kuzeydoğu köşesinde oluşmuş daha küçük bir koyun sahilinde Kalkan Beldesi yer alır.Şimdi turistik yörelerde adı ön sıralarda geçen belde vaktiyle ufacık bir köydü.1979 yılında Corvair bir arabayla;benzin karne ile satıldığı için tamamen benzin bidonları ile dolu bir ön bagaj nedeniyle bir sürü çadırlı kamp malzemesi tavanda yüklü ve ayağı kırıldığı için alçıda bir hanım arkadaşımızın da ayağı direksiyondaki bendenizin omzunda olmak üzere,tam gençlik macerası bir yolculuk yapmıştık;İstanbul’dan başlayıp kıyıları takiben Antalya’ya kadar.İşte o zaman Kalkan’ı Fethiye ve Antalya’ya bağlayan yol henüz inşa halinde idi,dinamitlerle patlatılan kayalar ve zor doğa koşulları nedeniyle yol inşaatı esnasında çok insan öldü gitti.Bizim araba zaten yüksek yere yapışmış vaziyette ve dağlardan düşen iri parçalarla dolu henüz asfaltlanmamış toprak zeminde ilerliyorduk,bazen irice bir taşı iki kişi zar zor yol üstünden itip geçebilecek yer açtığımız oluyordu.

Manzara harika idi ama,yol nedeniyle gözümüz göremiyordu;yorgunluktan ve sıcaktan kavrulduğumuz bir anda kenara çekip indik,tepeden aşağı baktığımızda sahilde bir köy gördük,pek şirin bir yerdi,oraya gitmeye karar verdik ve daracık dimdik virajlı bir patikadan toz toprak içinde aşağı inerek köye ulaştık,işte o ufacık köy Kalkan’dı.

Eskidende bir mendireği vardı,halen gözümün önünde,kenarında rıhtım olmayan sadece sahili stabilize bir küçük mendirekti,saymıştım,tam yedi tekne vardı,altısı kayık,biride İngiliz yelkenlisi.Yolcularından biri yüksek ateşle hastalanmış,bu köye gelebilmişler ve tek motel olan mendirek kıyısındaki derme çatma binanın zemin katında bir odaya yatırmışlar,dil bilen olmadığı için karşılıklı bakışıp duruyorlardı.Ben adamla konuştum ve derece koyup baktım,yanıyordu,mutlaka doktor bulunmalıydı,olmazsa en azından antibiyotik verilmesi gerektiğini söyledim.Onun üzerine köylülerden bir genç yakınlarda bir yerde olduklarını söylediği karı koca iki diş hekimini getirmişti.Onlar epey uğraştılar ve İngiliz iyileşmeye başlamıştı biz ertesi gün yola devam ederken.Bir de köyün az ilerisinde kayaların arasından inilen bir yerde girdiğimiz denizin kristal berraklığındaki olağanüstü güzelliğini halen 

hatırlıyorum.

Günümüzde her şey çok farklı,o küçük köyü bizim gibi keşfeden vu tutkunu olanlar sayesinde gelişti büyüdü,turistik bir belde haline geldi Kalkan.

Eski köy evlerini koruma altına almışlar,pek çoğu bar ve kafe olmuş.Beldede yapılaşma alabildiğince artmış ve yamaçlara doğru büyümüş;fazla büyük olmayan bir koy olduğu için ve denize dik yamaç olarak inen yapısı biraz frenlemese idi kim bilir nasıl bir beton yığınına dönüşürdü şimdiye kadar.

Kalkan Limanı Fethiye ile Kaş arasındaki barınılacak tek limandır.

Mendirek keşişleme yönüne uzanır,kıyıdan ona doğru kısa bir mendirek daha çıkar ve araları girişi belirler,ikisinin de ucunda fener kulesi vardır.Kısa mendirekten itibaren beldenin sahili rıhtımdır,kuzeydeki kısma genellikle büyük yatlar ve guletler bağlanır.Bu rıhtımın sonu çekek rampasıdır ve önü sığdır.Rampadan uzun mendireğe kadar olan kısım da geniş bir rıhtım 

haline getirilmiştir,buraya daha küçük olan tekneler bağlanır.Limanı belediye işletiyor,elektrik ve su temini mümkün,yakıt servisi yapan tankerler var ve genellikle hazırda beklerler.

Antik Lykia uygarlığının başkenti Ksantos ve önemli dini merkezi Letoon ile onun artık dolmuş ve denizden uzakta kalmış limanı Patara ören yerleri Kalkan Beldesi’ne çok yakındır,taksi veya minübüsle bu yerler gezilebilir.Ayrıca 18 km uzunluğundaki muhteşem kumsalıyla Patara plajlarına da günübirlik gidip gelinebilir.

Kaş’a doğru sahil şeridi dik yarlar halinde denize iner,virajlı karayolu yamaçlardan döne döne kıyıyı izler.

Büyük Kalkan Koyu’nun doğu ucu olan İnce Burun’un yarım mil güneyinde haritalarda görülen Sakarya sığlığı vardır,üstünde 6 m su olan bu bölge orta boy yatlar için tehlike teşkil etmez,sığlık bölge ile burun arası derin sudur.

İnce Burun’dan iki mil doğuda kıyıdan dar bir geçitle ayrılan Sidek Adası(Sarıbelen de derler) yer alır,onun güney ucunda küçük bir adacık daha vardır.Sidek Adası’nın doğu tarafında kuzeye ve batıya kapalı ufak bir koy bulunur,10 m civarı demirleyip çıma tutulabilir.

Sidek’in bir mil güneyindeki Heybeli Ada’nın etrafında barınılacak yer yoktur ve bunun iki mil doğu-güneydoğu yönünde sahilden bir mil kadar açıkta üstünde iki metre kadar su bulunan tehlikeli kayalık bir bölge vardır Kaptanoğlu Kayalığı denir.Üzerinde iki siyah küre olan bir şamandıra ile işaretlenmiştir.

Kalkan’dan Kaş’a doğru yol alırken Sidek Adası’nı geçince iki burun belirgin olarak görülür,bunlardan kıyıya yakın olanı Bucak Denizi’nin kuzey girişini belirler.Diğer burun Çukurbağ Yarımadası’nın ucudur ve Kaş’a gidecek tekneler ona doğru rota tutarlar.Çukurbağ Yarımadası batı-güneybatı yönüne uzanan ince uzun bişr yarımadadır,kara ile arasındaki deniz daralarak içerilere uzanır,buraya Bucak Denizi denilir,yarımadanın kara ile birleştiği yerde Kaş ilçesi yer almaktadır.Tam karşısında da burnumuzun dibinde olup on iki Adalar’dan sayıldığı için tüfek bile atmadan elimizden kaçırdığımız Meis Adası,Küçük Meis denen Aya Yorgios Adası ve daha doğuda İpsili adaları Yunanistan’a aittir.

Bucak Deniz’in girişinin karşısında bir mil kadar sahilden açıkta kalan Gürmeli Adası ile onun ucundaki adacık bizim sınırlarımıza dahildir,sığınılacak herhangi bir yer yoktur ayrıca,onun bir mil kadar keşişleme tarafında uzağında tehlikeli Görmeli Kayalıkları vardır,bu kayalar Meis Feneri’nin (FlWR 4,5s 20 m 5M)kırmızı sektörü içinde kalırlar.Bucak Denizi’ni giriş ağzında ortalarda sudan birkaç metre çıkmış kayalar vardır,unların kuzeyi daha geniş ve uygun bir geçittir.Daha içerilere girilince en dar yerde kara tarafında Bucak Feneri görülür (FlWRG 14m 5M).Bu nokta geçildikten sonra asıl mahfuz liman kısmına girilmiş olur,orada yıllardır inşaatı devam etmekte olan yat limanının tam olarak hizmete girmesi halinde bölge turizmine önemli katkısı olacağı kesin.

Limanın sonuna doğru Lykia döneminden kalma kayalara oyulmuş harabeler göze çarpar onların önündeki iki küçük koy korunaklı bir yerlerdir,buna rağmen içeri solugan girer ve kıyıdaki dik yamaçlardan aşağı kuvvetli kuzey havalarda civarına iner,yine de kışın dahi 

barınılabilecek bir yerdir.Yarımadanın batı sahilinde birçok otel,motel,villalar yapılmıştır.Kaş’tan yol bağlantısı vardır,kıyılar dik ve derindir.

 

Liste Boş. Karşılaştırma yapmak için istediğiniz teknelerin "Karşılaştır" butonunu tıklayınız.

Karşılaştır