Yelkenli Tekne ile Ölüdeniz Seyri

Yelkenli Tekne ile Ölüdeniz ve Koyları

 

     Geçen yaz guletimizle son seyahatimizde yanımda olan eşimin tarifi ile ‘’yatçılar için ölmüş denizdir,çünkü 80’li yıllardan beri yatların girmesi yasaktır,girişi ağ şamandıraları ile kapatılmıştır’’.Bu serzenişli tanım bir yana,aslında önü uzun bir kumsal ile açık denizden ayrılmış bulunan,her türlü hava ve deniz koşulunda sakin kalacak kadar korunaklı kocaman havuz gibi bir koydur ve her koşulda kıpırtısız kalan denizi nedeniyle bu ad verilmiştir.

Yoğun burun doğuya dönülünce sahil batı yönde girinti yapar,onun kuzey ucunda karaya döküntü kayalarla bağlı bir adacık vardır,bunuda geçince Ölüdeniz’i açık denizden ayıran uzun Belceğiz Plajı gözler önüne serilir,plajın batıdaki sonu ile kara arasında Ölüdeniz’in girişi yer alır,60 m kadar genişlikteki giriş ağ şamandıraları ile kapatılmıştır.Bu geçidin geçilebilir kısmı ise 30 m kadar bir genişliktedir zira umsal taraftan sığlık alan denizin içinde devam eder,geçilebilecek yerde derinlik azami 5 m’dir,sığlıklar ve kanal suyun renginden belli olur;girişin karşısındaki bir kaya ve etrafındaki sığlık bölge vardır onun sancak tarafından geçilen Ölüdeniz’e girildiğinde derinlik 40 m’ye kadar artar,kıyılara doğru demirlemeye uygun derinliklere iner;karayel ve keşişleme taraflarındaki kıyıları sığdır.

     Ölüdeniz’in kirlenmesini önlemek için deniz araçlarının girişi yasaklandığından,burayı ziyaret etmek üzere gelen yatların Gemiler Adası boğazında demirlemesi uygun olur,buradan botla gelinebilir.Daha yakın olsun istenirse Yoğun Burun’un ardındaki koyda demirlemekte mümkündür fakat,burası çok solugan alan rahatsız bir yerdir,kıyıya koltuk bağlamak meseledir,kıyının önündeki kayalar çıma tutmayı zorlaştırır ve koltuk halatını çözmeden oradan ayrılmak zorunda kalmış teknelerin geride bıraktığı halatlar soluganın dalgalarında savrulur durur.Derin olduğu için uzun kaloma ile demir bırakmak gerekir ve nispeten dar olan bu alanda rahat barınmak pek mümkün olmaz,her an kayalara düşmek ihtimali vardır.Belceğiz Plajı’nın önünde alargada kalmakta pek mümkün olmaz,devamlı solugan alır,demir tarayabilir.

Her halükarda botla karaya çıkmanız gerekir ve bütün plajın önü ağ şamandıraları ile kapatıldığından çıkış için dar bir giriş alanı bırakılmıştır,burada elinde biletle görevli bekler 

ve ayak bastı paranızı,yani Milli Park giriş ücretini hemen tahsil eder.

Plaj Fethiye ve civarından akın edenlerle doludur;son senelerde yamaç paraşütü burada moda spor haline geldiğinden rengarenk uçuşan paraşütler iki bin metre yükseklikteki Babadağ’dan süzülerek kumsala inerler.Ölüdeniz’den sonra kıyı şeridi güneye doğru devam eder,Belceğiz kumsalının sonunda hafif bir girinti olan Kadrak Koyu güzel bir mesire yeridir ama melteme açıktır,barınılmaz.

Bu sahil şeridi boyunca Kalkan’a kadar barınılacak bir yer yoktur;Patara kumsallarına kadar kıyı yüksek dağların eteklerinde dik yarlar halinde uzanır.Meltem ve karayel bu kıyıları doğrudan rüzgaraltında tutar,kaba deniz kaldırır ve bu dalgalar dik kayalık olan kıyılara çarpıp geri dönerler,gelen ve yansıyan dalgaların çarpışması ile karmakarışık deniz koşulları oluşur;bu nedenle kıyıdan uzak seyredilmesini önemle tavsiye ederim.

Bu bölgede barınmaya müsait yer olmamakla beraber müsait hava koşullarında kısa süreli mola vererek görülecek bir yer vardır ki o da Kelebekler Vadisi’dir.

Kördümsü Limanı-Kelebekler Vadisi

 

Yoğun Burun’un 3 mil güneyinde iki tarafı da dik ve yüksek kayalık yarlar halindeki genişçe bir girinti yapan Kördümsü Liman’ın sahilindeki içerilere doğru uzanan vadide nadir bir tür olan kaplan kelebekleri tummuz ağustos aylarında bolca görülürler,bu sebeple yerin adına Kelebekler Vadisi denilmiştir.

Kördümsü Liman batıya ve melteme açıktır,çok derindir,barınılacak bir hiç değildir,sakin havada kısa süreli durulabilir.Sahili plajdır ve bu plajın ardında daralarak içerilere uzanan,sonlarına doğru bir kanyon haline dönüşen Kelebekler Vadisi yer alır.Sahilde vasat bir lokanta ve kamp kuranların çadırları vardır,gezi motorları buraya uğrarlar.

Kördümsü Liman’ın güneyindeki Ak Burun geçildikten sonra yaklaşık 1,5 mil mesafedeki Gemile Koyu’nun açığında haritalarda gösterilmeyen sığlık bir alan bulunur,buraya Kabağın Sığlığı denir.Gerçi üstünde 8 m kadar su olan bu alan yatlar için tehlike teşkil etmez ama bilinmesinde yarar var.Ak burun ile güneyinde kalan Kötü Burun arasındaki koyların hiçbirinde barınılmaz,hepsi kaba deniz alan rüzgaraltı yerlerdir.

Kötü Burun’dan itibaren ünlü Yedi Burunlar bölgesine girilir,kuzeyden itibaren Yediburunbaşı,ucunda fener olan (Fl2 10s) Kötü Burun,Sancak Burnu,İnkalık Burun,Yassıburun,Kılıç Burnu,Zeytin Burnu güneye doğru takibeder.Yüksek dağlar dimdik denize inen yarlarla dolu haşmetli,biraz ürkütücü ve tehlikeli bir bölgedir.Zira dalgalar dik kayalık olan kıyılara çarpıp geri dönerler,gelen ve yansıyan dalgaların çarpışması anaforlar yaratır,bu kıyılardan açık geçilmelidir;en iyisi sabah erken saatlerde henüz meltem ve batı yönlü rüzgarlar başlamadan sakin havada bir an önce geçmektir.

Yedi Burunlar’ın en güneyde kalanı Zeytin Burnu’nda kıyı alçalır ve bu noktadan itibaren de geniş ve uzun kumsalları ile ünlü Patara sahilleri başlar.7 mil boyunca güneydoğu istikametinde uzanan Patara kumsalları önündeki deniz dibi de kumdur ve sığlaşır,dip görünmeye başlar,denizin rengi açık turkuvaza döner.Kumsalın ortalarında Eşen Çayı denize dökülür,onun öndeki sığlık bölge haritalarda gösterildiğinden daha açıklara kadar uzanır,denizin rengi bulanık ve sarımsı bir hale gelir;bu bölgede iskandilin devamlı çalıştırılmasını ve 10 m derinlik hattının altına düşmemeye çok özen gösterilmesini tavsiye ederim,yoksa neye uğradığı anlaşılamadan karaya oyurmak işten bile değildir;garip bir şekilde bu sahilde seyir esnasında istemdışı olarak rotadan içeri düşme eğilimi mevcuttur,o nedenle gözlerinizi ve sezgilerinizi değil cihazın gösterdiği derinliklere itibar ediniz.

Patara antik kenti kumsalın ardında kalır,burası SİT ve Caretta üreme bölgelerinden olduğu için özel koruma alanıdır.Patara kumsalları güney ucundaki dik kayalık İnce Burun’da biter.Burnun batı tarafında sakin havada yüzme molası için kısa süre durulabilir,sahilde plaj tesisleri mevcuttur.

Patara sahillerinin bitimindeki küçük İnce Burun’dan sonra daha güneydeki Yalı Burnu’na kadar sahil boyunca barınmaya müsait yer yoktur.Önünde Çatal Adalar denilen iki adanın olduğu Yalı Burnu ile onun üç mil doğusundaki büyük İnce Burun (isimler aynı ama burunlar farklı) arasında kuzeye doğru iki mil giren geniş Kalkan Koyu yer alır.

Çatal Adalar

Yalı Burnu’nun üç gomina kadar açığında yer alan iki adadan kuzeydeki küçük ve yuvarlak ve yüksek olanına Sıçan Adası,güneydeki uzun ve daha büyük olanına Yılan Adası denir,güney ucunda bir fener kulesi vardır (Fl5s 76m 5 M).Yılan Adası’nın güneyi yüksektir,kuzeye doğru alçalır ve nihayet sanki mendirekmiş gibi görünen taşlardan bir burun Sıçan Adası’na doğru uzanır.İki adanın arası derin sudur.Buraya gezi motorları yüzme molası için uğrarlar.

Kalkan Koyu

Büyük koyun batı kıyıları boyunca ufak girintiler ve kıyıdan 150 m kadar açıkça sudan yükselen kayalıklar vardır;kuzey kıyısı ise yüksek dağlarla denize dik yarlar halindedir.

Koyun kuzeydoğusunda kıyıya girinti yapan yere haritalarda Yeşilköy Limanı denir,yüre halkı ise Fırnaz Koyu der.Kıble ve keşişleme dışındaki havalara kapalıdır,10 m civarı derinlikte demir atılıp istenirse sahile çıma tutularak veya alargada kalınabilir,dip kum yosun karışımıdır.Kuzeybatı sahilinde kıyıdan 100 m kadar mesafede bir tatlı su kaynağı bulunmaktadır.

Tam karşı tarafta,yani büyük koyun doğu yakasında kayalık bir burnun ardında Firenk Limanı denilen uygun bir demir yeri daha vardır,derin olmakla beraber suyu temiz ve güzel olduğundan gezi motorlarının uğrak yerlerindendir.

Liste Boş. Karşılaştırma yapmak için istediğiniz teknelerin "Karşılaştır" butonunu tıklayınız.

Karşılaştır