Yelkenli Tekne ile Kekova Turu

Yelkenli Tekne ile Kekova Turu

 

4 mil uzunluğundaki Kekova Adası ile anakara kıyıları arasında kalan bölgede bir içi deniz oluşmuştur,buraya Ölüdeniz denir.(Bu ölü denizi Fethiye yakınındaki Ölüdeniz’le karıştırmayınız.)

Kekova Adası’nın açık denize karşı koruduğu Ölüdeniz’in kuzeyindeki Anadolu kıyılarında bir çok güzel doğal liman ve koy bulunmaktadır.Özellikle,Üçağız koyu hiçbir havadan etkilenmeyen bir limandır.

Diğer taraftan doğal güzelliklerin yanı sıra antik Lykia uygarlığının izleri bölgenin her köşesinde gözler önündedir.

Yaz döneminde,Kekova Adası’nın batısında kalan Sıçak Yarımadası üzerinden esen meltem öğlen saatlerinden sonra kendini hissettirir ve akşamüstü yerini kuzey yönlü rüzgarlara bırakır,gece saatlerinde ise genellikle durgun sakin bir hava hüküm sürer.Ölüdeniz içinde doğudan batıya akan hafif bir akıntı vardır,etkisi olmaz ve rahatsız etmez.

Ölüdeniz’e Kekova Adası’nın doğusu ve batısındaki geçitlerden girilir.

Doğudan girişte,üstünde fener bulunan (Fl5s 26m 7M) Kekova Burnu ile onun yarım mil kuzey batısındaki Kişneli Ada arasındaki geniş ve derin geçitten geçilir.

Batıdan girişte,Sıçan Yarımadası ile Kekova Adası’nın batı ucu arasındaki iki boğazdan geçilebilir.Zira,yarımada ile ada arasındaki orta yerde birbirine yakın iki küçük adacık yer almaktadır.Karakol adaları adı verilen adacıkların arası sığlıktır geçilmez ama açık deniz tarafında kalan kısım denize girmek için güzel bir yerdir.Akvaryum derler;alargada kalıp kum zemine çapa bırakmaya dikkat ederek kısa süre durulabilir.

Küçük adacıkların yarımada ile veya Kekova Adası ile aralarındaki boğazlar giriş-çıkışa uygun geçitlerdir.

Yaklaşık bir gomina genişliğindeki geçitler derin sudur,yarımada ile adacıklar arasındaki geçit daha emniyetli ve gece seyrine daha elverişlidir.Karşı kıyıda bulunan geçidin tam karşısındaki fenerin (FlWG 3s 30m 7-4M) beyaz sektörü içinde kalınarak gece de rahat seyir yapılabilir.

Kekova Adası ile adacıklar arasındaki geçit gece seyrinde tavsiye edilmez,her ne kadar adanın güney ucunda fener varsa da (Fl2 5s) adanın fener bulunan batı burnundan 200 m kadar kuzey yönünde üstünde en az 1,5 m su bulunan ve bazı haritalarda gösterilmeyen kaya döküntüleri 25 m kadar alanı kaplar.Bu kayaların 100 m daha doğusunda başka bir kayalık bölge daha vardır,burada derinlik 3 m civarındadır.

Bu geçitten ısrar edilirse fenerden sonra kuzeye doğru iki gomina kadar devam edip ondan sonra doğuya rota değiştirilmesini önemle tavsiye ederim.

Sıçan koyu

 

Batı Boğazlarından Ölüdeniz’e girince batıya yönelirse Sıçan Yarımadadı’nın ardına gizlenmiş olan koya girilir,burası korunaklı bir demir yeridir.Koy ortadan çıkan bir küçük burundan itibaren son kısmına doğru sığlaşır ve bataklık haline dönüşür;burnun önlerinde 5 m civarı derinlikte kum zeminde demirlenebilir.

Sıçan Yarımadası’nı anakaraya bağlayan berzah alçak ve dardır,buradan meltem koyun içine girer,buradan kısa bir yürüyüşle kıstağın batı yanında kalan Asar Koyu’na erişilebilir,Lykia uygarlığının antik başkenti Aperlai’nin kalıntıları Asar Koyu’nun kuzey tarafında su altında kalmıştır ve çok bariz bir şekilde görülebilmektedir.Yamaçlarda ağaçlar arasında Roma 

devrinden kalma kalıntılar bulunmaktadır.Bölgede adaçayı çok boldur ve mevsiminde mis gibi kokar,etraftaki köylerden gelip toplarlar.

Sıçan Koyu’nun kuzey kıyısı önünde küçük Topak Adası görülür,sahil ile arası 7 m kadar derinliktedir.Kuzey kıyısı boyunca daha batıda sahile çok yakın iki küçük adacık vardır,onları batıya doğru geçer geçmez kıyıya girinti yapan güzel ve küçük bir koy belirir,burası Kilse Boğazı’dır ve çok güzel bir demirleme yeridir.Kum zeminde 8 m civarı derinlikte demirlenip batı yakasına çıma tutulursa rahat kalınır,doğu yönlü havalar hariç korunaklı bir yerdir.Bu koyun bir gomina kuzeyinde Değirmenlik Koyu denilen yerde de demirlemek mümkündür,su derindir,demir tutturmak zor olabilir.Daha da kuzeye doğru kıyı takip edildiğinde batı yönde içerilere giren bir fiyort görülür,,içi çok dar olduğu için manevra imkanı yoktur.

 

Kaleköy

 

Bölgedeki en görülmeye değer ve önemli yer olan Kaleköy adını yüksek bir tepede yer alan kaleden almıştır.Kalenin altındaki sahildeki lokantaların iskelelerinin bulunduğu küçük koy demirleme yeridir ve önünde birçok adacık ile kayalar vardır;bunların arasından geçmek için birkaç geçit bulunmaktadır.

En güneyde kalan ve üstünde taş merdiven harabeleri görülen adacık ile onun 200 m 

doğusunda sudan 1 m çıkmış kayanın arası derin sudur ve en uygun geçittir.

Aynı adacığın 100 m kadar kuzeyinde kalan ve üstünde harabeler gözüken büyücek adanın arasındaki geçit de derin sudur fakat büyücek ada ile arası sığ ve kayalıktırgeçilmez.

Gündüz saatlerinde güneş arkadan veya tepeden geldiğinde sığlıklar ve kayalıklar görülür,bu zaman dilimi içinde girip çıkılmasını tavsiye ederim,gece seyri için hiç uygun yerler değildir.Köyün önündeki demir yerinde derinlik 10 ila 15 m civarındadır.Lokanta iskeleleri 3 m suya kadar uzanırlar,günlük gezi motorları bu iskelelere yanaşıp yolcu getirirler kalabalık olur.Büyük guletler alargada kalırlar,sahile yakın adacığa koltuk vererek kalınabilir.Öğleden itibaren batıdan meltem hissedilmeye başlar,sert estiği günlerde rahatsız edici olabilir.Bu nedenle Kaleköy’e sabah erken gelip öğlende ayrılmak veya akşamüstü gelip sabah ayrılmak daha uygun olur.

Kaleköy’ün en cazip ve ilginç tarafı üstünde kurulmuş olduğu antik Simena kentinin büyük bir kısmı göçerek sular altında kalmış kalıntılarının ortasında yer almasıdır.Deniz içinde eski duvarlar,merdivenler berrak şekilde görülür,kıyıya yakın bir lahit suyun hemen üstünde durmaktadır,bunların arasında yüzmek ilginç ber deneyim olmaktadır.

Kaleye çıkmak biraz yorucudur,fakat,manzaresı pek güzeldir,katlanılan zahmete değer.

Kaleköy’de lokanta ve bar bolluğuna karşın alışveriş imkanı çok kısıtlıdır,yerel halk ihtiyaçlarını denizden ulaştıkları Üçağız ve Demre’den temin ederler,hemen her evin bir kayığı vardır.

Liste Boş. Karşılaştırma yapmak için istediğiniz teknelerin "Karşılaştır" butonunu tıklayınız.

Karşılaştır